26 Eylül 2008 Cuma

YALNIZLIK!

Yalnızlık,

Hergün biraz daha acı veriyor yalnızlık. Hergün biraz daha kalmaya, yerleşmeye niyetli. Artık pes ettim. Yalnızlığı ömür boyu misafir etmeye razı geldim. İnsanların vefasızlığı kadar vefalı, Kimsenin arkanda olmadığı kadar arkanda, Omzundaki tek el, acı veren bir dost.

İstemediğin insanlarla beraberken daha bir görünür olur, Acı acı bağırır ruhuna, Bedenini sıkıştırır boşluğun içerisinde. Döve döve götürür seni kendi alemine.

Kabul etmediğin zaman daha büyük iğneler saplar ama anne kadar sıkı sarılır. Sessizliğiyle büyütür seni. Görünmezliğiyle yanındadır. Sonsuzluğu hissettirir, yokluğu gösterir.

Sen yinede istemezsin onu. Sessizliği çığlık olur kulağında duymak istemezsin. Defol dersin kulaklarını sıkı sıkı kapatarak. Ama gitmez yalnızlık. Sadece kimsesiz olduğunda değil, büyük kalabalıklarda da bulur seni. Elinden tutarak koştura koştura uzaklaştırır seni ordan. Cansız bir nesne olur kalırsın ceset gibi olduğun yerde. Şehir şehir, ülke ülke kaçsanda kovalar seni.

Yalnızlık taa doğduğunda seninle dünyaya gelir ve seninle büyür halbuki. Sessizlik tercihidir ilk zamanlar. Sonra geçici bir mahzunlaşma anları. Ve en sonunda sevdiklerin uğruna terk edersin onu ama sen terk edildiğinde boyut değiştirerek bulur seni. Kocaman bir insan gibi “dost acı söyler” misali dikilir karşına. “gördünmü” edasıyla bürür etrafını. Yarana kolanya olur. Canını yaktığı anda öfke duyarsın yalnızlığa. Göremez ve bilemezsin halbuki mikropları kırdığını.

Bu kadar vefaya rağmen, hüznün sarımsı, acı ve zehirli irinini boşaltırken yüreğinin derinliklerine anlayamazsın yalnızlığın dostmu düşmanmı olduğunu!.